ÜTOPİK BAĞIŞIKLIK
Turuncunun her tonuna, çatlamış toprak desenli zürafalara,
izahı olmayan demokratik mizaha, yüksek çözünürlüklü serotoninli kafalara ve
hayalleri maskelenmiş uzaktan keplilere selam olsun.
Düşlerimizi noksan bırakan bu antipatik çağa karşı, zorunlu mantık mesafesini korumak şartıyla kafa kafaya verip renkli savaşlar açmalıyız. Zira benim portakal tonlarının üzerine kurduğum tahta yaşam merdivenim, elemli kafa koşullarına daha fazla dayanamadı. Çürüdü...
Portakal kasalarının bu kadar dayanıksız olduğunu bilseydim
yine de portakal kasalarından yapardım sanırım. Çünkü başka malzemem yoktu
sevgili çocuklar. Artık materyal kullanımı ve küçük çaplı geri dönüşüm
sektöründe üretici ve kullanıcı aynı kişi olduğu için verilen garanti sözü
ve kullanıcı hataları birbiri ile çelişmez. Fakat çürümüş olsa bile şunu
belirtmek isterim ki. Benim yaşam merdivenimin iç acılarının varlığı, Maslow’un
yaşam üçgeninin iç açıları toplamından daha fazla eder. Basamakları kısa
zamanda çoklu atladığım dönemlerim olmuştur. Asıl üzerinde durulması gereken
nokta, kendini gerçekleştirmiş bir insanın da aç kalabileceğinden bahsetmez
kuramcılar. Belki de bahsedenler vardır, bütün kuramcılarla oturup çay
içmişliğim yok nihayetinde. Fakat yaptığım genellemeler sonucunda ruh
sağlığının lükse kaçan ihtiyaçlarla ilgilendiğini düşünüyorum. Misal, ruh
sağlığı dünyasında günlük harcanan enerji miktarının alınan enerji miktarından
fazla olmasının yol açabileceği baygınlıktan ziyade lüks ve depresif
baygınlıklardan söz edilir. İnsan ruhsal doygunluğa erişmeyi bırak. Bir karış
toprağa, sararmış bir ayva ağacının gölgesine, kiremit şapkalı beton
şemsiyelere dahi ait olamıyor bu uçlu bucaklı gezegende. Haliyle ıhlamur
kokusunun bile tamir edemeyeceği bu salgın hastalığın şifasızlığı da insanı
izahı olmayan demokratik mizaha itiyor. Her birey kendi zorunlu mizah alanında
fikir beyan ettiği sürece en azından random atarak sevebiliriz birbirimizi
sevgili çocuklar.
Ümitvar olalım ve krizantemlerin yazı beklediği gibi bizler
de beşinci mevsimi bekleyelim filizlenmek için. İstiyorum ki ufkumuzun
popülasyonu bu topraklarda devamlılık kazansın. Mevsim geçişlerinde nezle olmasın
hayallerimiz.
Hayat, gelirlerimize bakılmaksızın hepimiz için özel
olarak görevlendirilmiş bir öğretmendir. Kaçıncı sırada oturuyor
olursanız olun parmak kaldırmaktan çekinmeyin. Yanlışlar doğrularınızı
süpürmez. Aksine yeni doğrular doğurur. İrdeleyin
ki dersler devamlılık kazansın. Zamanı ve mekanı sabit kılan fotograflarımızı çerçevelediğimiz
gibi zihnimizi de çerçevelersek bizden farkı olmayan bir insan tarafından
onaylanmış ve kağıt üstünde kalmış başarılarımızı
anmaktan ileri gidemeyiz. Sandıkta bekleyen tozlanmış kalıplarımızı geri
dönüşüm kutularına atmaktan çekinmemeliyiz. Böylece kafatasımızda bulunan et
parçasının da yaradılış gayesini yerine getirmiş oluruz. Kendinizi
bulunduğunuz koordinatların ötesinde düşleyin.
Misal ben, bir gezegenin muhtarı olsaydım yapacağım
çalışmalaları şöyle listelerdim.
Kalplerin miyop olduğu bu gri çağda herkes sevdiği iki rengi
karıştırsın ve çıkan sürpriz renkle kendi tahta yaşam merdiveninin birinci
basamağını boyasın. İstasyon tekniği ile boyayanlar bir sonraki merdivenin
ikinci basamağına geçsin. Böylece birbirimizin hayatlarını parçalı bulutlu hava
temasından arındıralım. Son basamağa geldiğinizde birçok insanın evine misafir
olduğunuzu göreceksiniz. İnsan insanı başka nasıl edinir ki zaten? Yorulanlar
belediye banklarında soluklanıp kaldığı renkten devam edebilir.
İkinci çalışmam ise, çarpık ketlenmeyi yaygınlaştırmak
olurdu. Bizler aynı yolun yolcularıyız. Bu yüzden geçtiğimiz yollarda çarpık
ketlenmeyi yaygınlaştırarak gerek omuz omuza yürümek olsun gerekse el ele halay
çekmek olsun, birbirimize olan sorumluluklarımızı duyarsızlıktan arındırıp
ketlenme eylemiyle yeniden yürürlüğü koymak istiyorum. Bir bütünken ve biz
bütünken daha vitaminli ve daha turuncuyuz. Bu gezegenin suya da posaya da
kabuğa da ihtiyacı var.
Daha minimal çalışmalarımdan bahsedecek
olursam. Gezegenin verimli ve boş bütün topraklarını portakal bahçeleriyle
donatmak istiyorum. Portakaldan daha güzel bir meyve varsa buna portakal karar
vermeli. Bu benim şahsi fikrim olmakla birlikte kendisi tevazu sahibidir. Popüler
yaz meyveleri için portakalı üzmeyin.
Çatlak toprak desenli zürafalar için doğal ve içten yaşam
alanları kurmayı hedefliyorum. İsteyen sahiplenip bakımlarını üstlenebilir
fakat boyunuz yetmez. İnsan boyunun erişmediği her şeyi önce sahiplenmek sonra
terk etmek ister bilirsiniz. Bu sebeple zürafaları evcil yaşam umuduna
adapte etmeyelim lütfen. Çünkü inanırlar.
Hayalleri maskelenmiş uzaktan kepliler için nitelikli iş ve zengin
besin içeriği barındıran aş sözü veriyorum. Bunların verdiği güvenle dilediğiniz
yere ait olabilir, sınıfsal farkları gözetmeden sevebilir ve sevilebilirsiniz. ‘Saygıda
zorunluluk, sevgide özgürlük’ mottosu evrenseldir.
Nitelikli düşünmeye teşvik için ücretsiz kurslar açacağım. Gezegenin
muhtarı ve aynı zamanda bir beşer olarak düşmeye aday olduğum hatalara karşı sizlerde
oluşacak farkındalığın yolu, nitelikli düşünme ve tenkitten geçer. Beşerdir,
şaşar sevgili çocuklar. Mühim olan farkındalık ve demokratik başkaldırıştır. Ayrıca gezegen
sakinlerine yapılan her çalışmanın izahını, yazılı veya sözlü olarak ileteceğim
elbette. İzahı olduğu halde yapılan mizah yüksek kalite içerir.
Her ay ücretsiz serotonin takviyesi sağlamayı da listeme
eklemiştim fakat bunun öncesinde saydığım her şey nizami bir şekilde
gerçekleşirse serotonin doğal yollardan düzenli bir şekilde salgılanacaktır
zaten.
Fakat ben bir gezegenin muhtarı değilim.
Ben düşler sokağında üniformasına kadar kahkaha atan silahsız bir bekçiyim.
Şapkamı sevdiğime vermişim ve ne acı ıslık çalmayı bile bilmiyorum. Selametle
kalın portakal kasaları, ayva çiçekleri, otobüs durakları, sokak lambaları,
çizik plaklar ve siz italik yazıya benzeyen ölümlü insanlar...
kalın italikler senin gibi bir muhtarı hak etmiyorlar :)
YanıtlaSilgünaydın ayşe. güzel bir başlangıç olmuş. umarım devam edersin yazmaya...
YanıtlaSil